12 Haziran 2009 Cuma

Veda

Eğer tıkandıysa artık, bu son görüşünse onu ve bu fikir seni çıldırtıyor olsa bile önemi yoktur dokuz ay içinde olanların. Seni görmezden gelişlerinin, arkada bırakışlarının, cevap ve selam vermeyişlerinin hatta sana gülümseyişlerinin, hatrını soruşlarının, senin için bir an olsun endişelenişlerinin bile yoktur önemi. Tek önemli olan veda anıdır. Sen içinden bir şeylerin kopup gitmesine izin verirken onun  için sıradan bir veda oluşunun bile yoktur önemi. Sen yanağına yapıştırdığın yanağın için kahrolurken, onun 'hah tamam bununla da vedalaştım' diye düşünmesinin de yoktur bir önemi. Tek önemli olan elin onun elindeyken son bir an için "Ben de seni tanıdığıma mutlu oldum ...'ciğim" demesiyle nefesinin saçlarını yalamasıdır. Dokuz ay boyunca her yerde gözlerin onu takip etmiş olsa da ona son bir bakışındır önemli olan ve gülümsemeye çalışışın ve pişman oluşun o anı birkaç saniye bile uzatmadığın için. Hıçkıra hıçkıra ağlamak isteyişişindir önemli olan ve önem nedir o an bilir misiniz? Yalnızca "o"dur ve önem, onunla ilgili en mutlu detaylara saklanmıştır. Senin dışında kimsenin hiçbir şey hissetmediği o basit küçük anlara. O'na saklanmıştır önem ve o artık yoktur. Hiçbir yerde, hiçbir şekilde. Sende yoktur ya da içinde bulunduğun başka bir şeyde. Hayatından yoktur ve artık Messenger'ında adresi olan eski okulundan bir çocuktan başkası değildir. Gerçek olan budur. İçinde çok daha fazlası olsa da o bundan başkası değildir aslında ve sen de onun için bundan başkası olmayacaksındır. İçinde veyahut gerçekte. Hiçbir zaman, hiçbir yerde.

17 Ocak 2009 Cumartesi

Dün Meriç'in odasının penceresinden geceyi seyrediyordum. İki buçuk saat boyunca dans etmiş olmamın verdiği acı, 14. kattan Ümitköy'ün ışıklı apartmanlarını izlemenin verdiği can sıkıntısına karıştı. Önümde yüzlerce hayat vardı. Yüzlerce insan için hayat devam ediyordu işte... Belki on yıl sonra onlardan biriyle kesişecekti yollarımız ve sonra tekrar ayrılacaktı. Bunu hiçbirimiz bilemezdik. Geleceğimi düşündüm ve hayatımı... Bundan sonraki hayatım tam da şu anda başlıyordu ama ben hiçbir şey yapamıyordum. Orada oturmuş yalnızca şehri seyrediyordum. derin bir iç çekiş aldı benliğimi ve ben suratıma koca bir gülümseme yerleştirip arkama döndüm. MSN'de biriyle yazışmakta olan bebeklik arkadaşım için, hayatın bir anlamı vardı. Okulundaki çocukların kiminle çıktığı önemliydi. Geçen günki partide hangi çocuğun onu süzdüğü önemliydi. Yaşıyordu işte, öğrendiği bazı şeylere şaşırabiliyor, gülebiliyor ve sinirlenebiliyordu. Ama tüm bu karmaşık "çıkma"lar, ayrılmalar benim için hiçbir anlam ifade etmiyordu. Geçen gün partideki çocuğun beni süzmesi de önemli değildi. İstediği tarafa baksın, umrumda bile değildi. Anlamsız... Hayat şaşırtamıyormuş artık beni bunu farkettim. İki gün önce sürtük dediği kıza aşık olduğunu ilan eden oğlanların her geçen gün artan sayısı da şaşırtmıyordu beni. Ama Meriç orada oturup en yakın arkadaşıyla yazaışırken şaşırıyordu bunlara, kimisine seviniyor kimisine üzülüyordu. Bense orada durmuş bezgin gözlerle bakıyordum ona ve benim için hiçbir anlam ifade etmeyen tüm o yaşananlara...

1 Ocak 2009 Perşembe

Kahretsin!

Gözlerim boşluğa dalıp gidiyor. Bir yıl daha geçti. Büyük sancılar, karanlıklar ve kabuslarla dolu bir yıl daha... Tam bir yıl oldu, babam tüm eşyalarını toplayıp evden gideli... Tam bir yıl oldu eve geldiğimde annemi hıçkırıklara boğulmuş ağlarken bulduktan sonra odama kapanıp ben de hıçkırıklarla ağlamaya başlayalı, tam bir yıl oldu yüreğimde kopan fırtınaları derinlere atıp; herkese gülücükler saçarak "Önemsenecek bir şey yok, ayrılıyorlar işte!" diyeli, tam bir yıl oldu her şeyin üstüme üstüme geldiği bir zamanda onun gözlerinin içine bakıp da "Senden sonsuz kadar nefret edeceğim diyeli, tam bir yıl oldu suratımı sırama gömüp her tenefüs hıçkıra hıçkıra ağlayalı... Bir yıl sonra yine duruyorum burada böylece işte, annem, babam, evim, yaşadığım şehir, okulum, arkadaşlarım, hayatım kısacası her şey değişti. Ama ben değişmedim! Bakışlarım değişmed; hala yorgun ve güvensiz... İçimdekiler, ya içimdekiler? Onlara yeni biri daha eklendi. İşte o yenisi yazdırdı tekrar bunları bana; onun sayesinde aldım ylar sonra yine bunları kaleme, o gülümsetti beni gerçekten alar sonra ve o ağlattı beni yatağımda hıçkıra hıçkıra... Kahretsin!